Son Dakika: 38 YIL GEÇTİ ACILAR HALA TAZE
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye GirişHostingWeb Tasarımİletişim

DENİZ GEZMİŞ''İN YAKIN ARKADAŞI ANLATTI




Aslında, önce biraz Bozkurt Nuhoğlu'nu hatırlayalım. Nuhoğlu, 1960 öğrenci hareketinin içinde yer almış, kendi deyimiyle 'uzun öğrencilik' yaptığı için de 68 Hareketi'nde bir nevi abi-önder olarak ön saflarda yer almıştı.

1968'in 'dünyayı değiştireceğine' inanan delikanlılarından... Kamuoyunun dikkatini birkaç yıl önce ünlü sağcı-mafya Abdullah Çatlı'nın avukatlığını yaptığı gerekçesiyle çekti, yeniden. Şimdilerde Ergenekon Davası sanıklarından Emin Gürses'in avukatı.

Çatlı meselesinde kendince gerekçeleri olsa da aslında pişman olduğunu itiraf ediyor. ABD eski Başkanı Bush'a ayakkabı fırlatan Iraklı gazeteci Muntazar El Zeydi'nin savunmasını üstlenmek için de girişimde bulunmuş; yani hala sıkı bir Amerikan karşıtı.

Hatta 19 Mayıs'ta Büyük Ortadoğu Projesi BOP'a karşı, Halkların Ortadoğu Projesi HOP'un kuruluşunu ilan edecek; yani hala sıkı bir eylemci. Nuhoğlu ile yakın arkadaşı Deniz Gezmiş'in 'ulusalcı'lığını, temsil ettiği değerleri, bir pop kültür figürüne dönüşmesini konuştuk.

O günleri anarken çoğunlukla parlayan gözleri ara ara nemlense de eylemci ruhunu kaybetmeyen Nuhoğlu, Deniz Gezmiş'i anlatırken şiirler okudu, geçmişin muhasebesini yaptı ve bugünü değerlendirdi...

Deniz Gezmiş'le arkadaşlığınızın derecesi neydi?

Dostluğumuz, arkadaşlığın hatta devrimci yoldaşlığın ötesinde bir konumdaydı. Sonra tabii 70'te yollarımız ayrıldı. Deniz, silahlı mücadeleyi seçti. Ben buna o gün de inanmıyordum, bugün de inanmıyorum. Her şiddet kendinden daha büyük bir şiddeti davet eder. Asıl olan kitlelerle bütünleşmek, kitlesel başkaldırıyı örgütlemektir.

Anlatamadınız mı ona bunları?

1971'de Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı başkanıydım. Ocak ayıydı, Ankara'ya gittiğimde ODTÜ'ye uğrayıp onu ziyaret ettim. Yaklaşık 16 saat konuştuk. Silahlı mücadeleden vazgeçirmeye, bu yolun çıkmaz olduğunu anlatmaya çalıştım ama başaramadım. Bir hafta sonra İş Bankası Emek şubesini soydu, ardından da zaten THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu)'nun kuruluş bildirisini yayınladılar.

40 YIL FAZLA YAŞADIM DA NE OLDU?

Ne konuştunuz 16 saat boyunca?

Silahlı mücadelenin Türkiye'de başarı şansı olmadığını anlatmaya çalıştım. O da aksini savundu sonuna kadar... Onu ikna etmek için 'Peki, ben sana neden katılmıyorum, senden daha mı yüreksizim?' dedim. 'Hayır' dedi. Söylediği en önemli şey bence şu: 'Benim için legal mücadele şansı ortadan kalktı. Dışarıda gezemem, beni nasıl olsa öldürecekler. Ama senin o şartların var, sen devam et. Bir sene sonra dağda kurtarılmış bölge yaptığımız zaman, seni orada törenle karşılayacağız' dedi. Deniz, kısa ömrünün büyük bölümünü hapiste geçirdi. Çocuğun, legal politika imkanlarını ortadan kaldırdılar. O da bir çıkmaz yola girince 'Çözüm, silahlı mücadeledir' dedi. Bugün 'keşke ben de onlara katılsaymışım' diyorum. Bu kadar rezillikleri görmezdim. Ne oldu 40 sene fazla yaşadım da? İçimde bir şey yapamamanın hüznünü taşıyorum.

Şartlar çıkmaz yola girmişti diyorsunuz ama abisi geçtiğimiz aylarda, Süleyman Demirel tarafından Deniz'e yurtdışında burs önerildiğini söyledi. Eylemlerine son verip yurtdışına çıkmayı kabul ederse hakkında dava açılmayacakmış.

Öyle bir mesajın Demirel'den gelmiş olduğuna inanmıyorum. Böyle bir teklif gelseydi ben de bilirdim. Bütün bu olayların zaten müsebbibi Demirel'dir... Abisi, ilkesiz bir adam... Deniz'e yakışmayan bir tavır içinde oldu her zaman.

Ulusalcı olduğuna dair tartışmalar yapılıyor. Sizce ulusalcı mıydı?
Ulusalcılığın ne olduğunu anlayalım önce. Ben Kemalist-sosyalistim. Çünkü Kemalizm'i kavramadan sosyalist olamazsınız. Kemalizm'in özü; tam bağımsızlıktır, aydınlanmadır, pozitif ilimlere bağlılıktır. Bir devrimci, bağımsızlıktan yana olmadan nasıl devrimci olabilir? Deniz, hem ulusalcıdır hem de sosyalisttir ve bu birbiriyle çelişen bir şey değildir. Etkilendiği insanlar Che Guevara, Mao Zedung ve Mustafa Kemal'dir. Geçen 100 yılın bütün bağımsızlık savaşlarına komünistler önderlik yaptı, hepsi de ulusalcıydı. Hiçbiri işbirlikçi değildi. Medya nedense bir kavram kargaşası yaratıyor. Bazı bilgisiz sosyalistler de Kemalizm'e karşı çıkmayı bir şey zannediyor.

Taraf Gazetesi'nde, görüştüğü rütbeli bir subay olduğu, silahları ondan aldığı yazıldı...

O dönem askerlerle görüşmek doğaldı. Zaten peşimizi bırakmıyorlardı. Bir bölümüyle arkadaştık. O dönem darbeler sürecidir. Bir darbe önlenirdi, bir başkası çıkardı. Deniz'in de askerlerle görüşmüşlüğü vardır.

Önemli eylemlerinden biri Samsun-Ankara Mustafa Kemal Yürüyüşü... Önderlerinden biri olduğunuz o yürüyüş ne amaçla yapıldı?

Üniversite gençliği, 1960 deneyimini yaşamasaydı, 1968 de olmazdı. 60'tan sonra Türkiye'de uzun süre sağırlar diyalogu yaşandı. İktidar ne denirse densin kulak asmıyordu. İstanbul Üniversitesi'ni bu nedenle işgal ettik 12 Haziran 1968'de... Egemenlere bir mesaj vermek için. Uyardık onları. Bir faydası olmadı, dedik ki Samsun'dan Ankara'ya yürüyelim ve böyle bir tepki verelim. Bu da uyarıydı.

Sizce Deniz Gezmiş Marksist miydi?

Olabildiğince Marksist'ti. Ne kadar imkanı oldu da Marks'ı okudu ki...

BİZİM DEVRİMCİLER UCUZCU

O dönem, hareketin içinde olanların ideolojik altyapıları sağlam değil miydi?

Evet, değildi. Biz üniversiteye cahil geldik. Kemalizm'i de bilmiyorduk. Doğan Avcıoğlu öğretti, Nazım Hikmet öğretti... Ama şimdikiler bizden daha cahil. Kaldı ki devrimci olmak için Marksolog olmaya gerek yok... Sınıf bilinci yeter. Marksist değil, duyarlı olmak lazım. Bizim devrimciler biraz ucuzcu. Cebine bir tabanca koyan devrimci oluyor.

Deniz biliyor muydu bunları?

Biliyordu, bilinçliydi. O kendini Türkiye halkına adamış bir figürdü. Asla vazgeçmezdi. Kendini ölüme hazırlıyordu...

Peki, silahlı mücadeleye sevk eden neydi onu?

İçinde bulunduğu çıkmaz... Che'nin bir sözü var 'Bir ülkede kağıt üzerinde bile bir anayasa varsa, o ülkede gerilla savaşı başarıya ulaşamaz.' Bu söz beni çok etkilemişti. Deniz'e bunları anlatarak nasihatler ettim. Zaten o dönemde belli bir özgürlük de vardı. 'Morrison Süleyman, yolculuk ne zaman' diye sokaklarda bağırıyorduk, akşam da kurşuna dizilmiyorduk. Gösteri yürüyüşleri yasasını belki 100 kere ihlal ettim, yargılandım, serbest bırakıldım. Hiçbirinden de mahkum olmadım. Hukuk da vardı. Demokratik bir denge vardı o zaman.

Bu demokratik dengeye rağmen 'hareket kabiliyeti kalmadığı için dağa çıktı' diyorsunuz ama o kadar dar bir kadroyla hayal ettiklerini yapması mümkün mü? Fazlaca hayalperest, romantik bir tavır değil mi?

Romantik olmayınca insan, niye devrimci olsun ki? Her devrimci romantik ve duygusaldır. Deniz de romantikti. Bence, 'bu halk için nasıl fedakarlık yapılır'ı gelecek nesillere örneklemek için de bu hareketi yaptılar. Mustafa Kemal de romantik değil mi?

Yaşasaydı...

Şimdi tekrar dağa çıkardı. Şurada, yanımızda oturuyor olsaydı, 'Bırak abi anı anlatmayı, hatıra yazmayı, hadi örgütlenelim, çıkalım' derdi.

Asıldıkları haberini aldığınızda ne yaptınız?

Hapisteydim. Davutpaşa'daydık... Derin bir teessür ve üzüntü. Yapacağın hiçbir şey yok.

68 HAREKETİ BİR ORKESTRADIR

Türkiye'de 68 kuşağının şu anda bulunduğu durum çok tartışmalı. Kimi ulusalcı, kimi AB'ci olmakla suçluyor birbirini. Avrupa'daki 68 kuşağıysa daha çok yeşil partilerde siyaset yapıyor...

O yılları yaşarken dünyadaki diğer 68'lilerle etkileşimde bulundunuz mu?

Bizim Avrupalı delikanlılardan öğreneceğimiz hiçbir şey yoktu. Kendi tarihimiz bize örnek. Biz 60 ihtilalini yapmışız. Jön-Türk diye bir gelenek var Türkiye'de. Meşruiyeti ilan etmiş, İttihat ve Terakki var. Bizim geleneklerimiz, deneyimlerimiz Avrupa'dan kat be kat fazla. Avrupalı gençlerin gündemiyle bizim gündemimiz farklıydı.

Onlar da dünyayı değiştirebileceklerine inanıyordu. Siz de...
Evet, amaç ortaktı, daha güzel bir dünya için barış, demokrasi...

68'liler kendi aralarında bölünmüş durumda...

Doğaldır, çünkü sol, eleştiri ve özeleştiri üzerine kurulu. O dönemde de çok fraksiyon vardı. Gündemi geniş tuttuk; temel amaç emperyalizme karşı olmaktı. Bunun için de her fraksiyon kendini orada ifade edebildi. 68 Hareketi bir orkestradır, içinde her çeşit enstrümanın çaldığı bir orkestra...

KÜSTAH VE ŞAKACI

Olağanüstü dik başlı, küstah denebilecek kadar ve olağanüstü şakacı bir adamdı. Bir gün Sultanahmet'te tutukluyuz; Demirel'in bir bakanını yuhalamaktan. Bir lümpenle arkadaşlık kurdu. Aşağılık bir adam, tecavüzden tutuklanmış. Sinirlendim, 'neden bu pis herifle konuşuyorsun' dedim. 'Elleme abi, onu örgütlüyorum' dedi. Sonra bir gün, lümpen beni çevirdi; 'abi seninle bir şey konuşacağım.' Çekildik bir kenara. 'Bu Deniz bana ilginç bir öneride bulundu, aklıma yattı' dedi. 'Nedir?' dedim. Dedi ki; 'Bir Amerikan savaş gemisi kaçıracağız... Ama kafama bir şey takıldı, bu gemiyi kime satacağız?' (Akşam)

Reklam Alanı

http://www.acilhost.com/
http://www.denizweb.net/

Bu haber 07/05/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 

Yazarlar

Cengiz ÇANDAR

68 kuşağı, Deniz Gezmiş, biz, hepimiz
 

Hasan CEMAL

Deniz Gezmiş’lere mısır patlatır gibi bomba patlattıranlar...
 

Doğan AVCIOĞLU

GERİLLA
 

Oral ÇALIŞLAR

Baki Tuğ ve Deniz Gezmiş...
 

Güneri CİVAOĞLU

DENİZ GEZMİŞ'İN "BİLİM " VASİYETİ
 

R.Ozan KÜTAHYALI

Bir İttihatçı olarak Deniz Gezmiş
 

Engin ARDIÇ

DENİZ GEZMİŞ MODASI
 

Kürşad BUMİN

Bir kere daha: Demirel ve idamlar
 

Nazlı ILICAK

DENİZLERİN İDAMINDA SORUMLU DEMİREL DEĞİL...
 

Ergün BABAHAN

Elinizde kan izi var Süleyman Bey
 

Uğur MUMCU

ASILDIK EY HALKIM UNUTMA BİZİ ...
 

Taha AKYOL

Deniz Gezmiş efsanesi
 

Ertuğrul ÖZKÖK

Deniz Gezmiş’i milli irade astı